Yönetimden


Üretiyoruz, Öyleyse

 

’ız…

1925 yılında İzmir İktisat Kongresi açılış konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk, “halk olarak” zenginleşmekten bahseder.

Çiftçiden tüccara, tüccardan sanayiciye, sanayiciden işçiye herkesin zenginleşebileceği bir ekonomik sistemi hedef gösterir. Hatta bunu “Emek Misak-ı Millisi” olarak adlandırır.

Bu felsefeye bağlı olarak, Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan ve devam eden bu yaklaşım tarzı, bu düşünce biçimi Türkiye’yi 20-30 yıl içerisinde uçak üretmeye kadar götüren bir süreci yaratmasını sağlamıştır.

Sanayileşme kültürü yalnızca üretmekle olmaz. Bu kültür edinilirken tarih, sosyoloji, felsefe gibi birçok dalın içinde olduğu ortak bir mecranın da oluşması gerekir. 90’lı yılların sonunda mühendis olarak çalışırken, sektördeki üreticilerin devamlı aynı tip çelikler kullandığını görmüştüm. Yaptığım araştırmalarda gelişmiş ülkelerin binlerce değişik çelik ve alaşım üzerinden üretimlerini gerçekleştirdiğini, bizlerin ise 10-15 çeliğin etrafında döndüğümüzü acı bir şekilde fark etmiştim. Daha da ötesi, yabancı şirketlerin hegemonyasında olan sektördeki firmaların birçoğu bu döngüyü kabul etmiş, adeta yabancıların sunmuş olduğu marka çeliklerin asla sorgulanamaz olduğunu içselleştirmişlerdi. Hasar durumlarında, yurtdışında hazırlanan özensiz ve Türk insanının mühendislik bilgisini küçümseyen raporları gördüğümde bir Türk mühendisi olarak çok şaşırmış, bu yanlışa tepki göstermiştim. En acısı da, yabancı şirketlerin tüm bu yöndeki tavırlarını yine Türkiye’de yetişmiş mühendisler üzerinden yapıyor olmasıydı.

İşte “ben bu durumu değiştirebilirim” düşüncesi ile 2002 yılında, bir oto sanayi sitesinde, 30-40 metrekare bir depoda Birleşik Metal firmasını kurdum. Tamamen bilgi ve mühendislik eksenli bu firmanın yetkinliği ve yeni çözümlere yönelik yaklaşımı sektörde önemli bir karşılık buldu ve sektörün teveccühünü kazandı. Türk üretici ve sanayicisinin bize duyduğu bu güvenle de Birleşik Metal büyüdü. Sektörde yaptığım ziyaretler esnasında sadece çelikte değil, çelik dışı diğer stratejik metaller konusunda da büyük bir ihtiyaç olduğunu görerek 2007 yılında, bu kez Varzene Metal’i kurdum. 90’lı yılların sonunda bizzat şahit olduğum o nobran firmaların nasıl tarz değiştirdiklerini, fiyatları nasıl rekabetçi rakamlara çektiklerini, Türk üreticisine değer vermeyi nasıl öğrendiklerini bizzat gözlerimle gördüm, yaşadım. Sektörde açtığımız bu yolda bizden sonra onlarca firma kuruldu.

2008 yılından itibaren çeşitli mecralarda yazılar yazarak, Türkiye’de özel çeliklerin üretilmesine yönelik raporlar hazırladım, sunumlar yaptım.

Bugün Türk Sanayiinde bir paradigma değişikliği yaşanıyor. “Milli Teknoloji Hamlesi” denilerek gerçek sanayi kültürüne eş bir atılım başladı. Ve daha da ötesi, “Uçtan Uca Yerlileştirme Programı” gibi kavramlar, SAHA gibi kümelenmeler ortaya konularak sanayiye hak ettiği değer verilmeye başlandı. Büyük kurumlara yerleşen genç mühendisler, en doğru malzemeyi kullanabilmek için araştırdılar, geliştirdiler. Sanayide özel çelik ve stratejik metal talebinde müthiş bir artış oldu.

Tüm bu süreçte biz de büyüme ile birlikte belirli bir finansal güce erişince, 2017 yılında başladığımız Türkiye’nin ilk özel stratejik metal üretim entegre tesisini kurmak için yatırıma başladık ve 2020 yılından itibaren Varzene Metal olarak ülkemizde ergitmeden son ürüne kadar entegre olarak takım çeliği, dublex çelik, yüksek hız çeliği, nikel ve kobalt alaşımlarını artık üretmeye başlıyoruz. 2022 yılında ise titanyum alaşımlarının entegre olarak üretimine geçeceğiz. Böylece Varzene Metal dünyada sayısı 10-15’i geçmeyen en özel entegre firmalardan biri olacak.

Mühendislik dediğimiz meslek şu an artık en zor dönemine giriyor. Çünkü bugün bir mühendisin herhangi bir veriye ulaşabilmesinin önünde hiçbir engel kalmadı. Burada önemli olan şey, ulaşılan bu verileri kullanarak ortaya yeni bir şey koyabilme yetisidir. Yani bir şeyi bilmek değil, bildiğin bir şeyi kullanarak yeni bir şey üretebilme yeteneğidir.

Kısacası artık üretim kolay. Önemli olan üretim kabiliyetlerini kullanarak yeni bir şey tasarlayabilmek ve onu üretmek. Ancak bu kavramlar ülkemizde çok yanlış anlaşılıyor. Mesela bir dönem herkes üç boyutlu yazıcı, toz diyor; bir başka dönem karbon kaplama diyor; bir başka dönem ileri teknoloji seramik diyor. Yeni olarak sunulan bir çok şey hiçbir sorgulamadan geçmeden direkt kabul görüyor. Oysa doğru değerlendirme yapabilmek için , yabancıların yeni Pazar / yeni teknolojiler propagandalarını doğru değerlendirmek, ortaya koydukları yeni kavramlar için sorgulayıcı ve uyanık olmak gerekiyor. Bunun yanında tüm yeni teknolojilerin ve ticarileşmiş olan tüm yeniliğin altında geniş bir sanayi kültürünün olması gerektiğini de kabul etmek gerekir. Yani gemi şaftı üretmenin, paslanmaz levha üretmenin üç boyutlu yazıcılar için toz üretmeden daha önemli olduğunu bilmeliyiz. Mesela 100 ton ingotun dövülemediği bir sanayide, silikon kaplama yapıyoruz biz sanayileştik diyemeyiz. Ana yarı mamul üretilemeyen bir sanayide, titanyum hammaddesini alıp 5 eksenli CNC’de işleyince de o ürünü yerli yapmış olmuyoruz. Sanayi bir kültür. Ve mutlaka bir bütün içinde bakılması gerekir ve tıpkı bir piramit gibi en alt katmandan piramitin en üst noktasına kadar bütünlüklü bir strateji geliştirmek zorundayız.

Bundan da önemlisi bizim tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir İktisat Kongresi’nde ortaya koyduğu gibi toplu zenginleşme modelini ortaya koymamız gerekiyor. Yani patron zenginleşmesi değil, toplu zenginleşme modelinin esas alınması gerekmektedir. Bunun için de biriktirilmiş her bir kuruşun bu toplumdan geldiğinin bilincinde olarak, yine bu topluma hizmet edecek başka bir şeye dönüşmesini esas almak şarttır. Bizim de tam olarak yaptığımız budur. Üretilemeyeni bu ülkede üretmek, yapılamayanı bu ülkede yapmaktır. İşte Varzene Metal’in tüm vizyonu, faaliyeti ve varlığı bu Milli düşünce üzerine kuruludur. Üretilemeyeni üretmek, yapılamayanı yapmak, yüzde yüz yerli ve yüzde yüz milli olarak…

Saygılarımla,

Metalurji Yüksek Mühendisi

İsmail DEMİRKAYA

Yönetim Kurulu Başkanı

İsmail Demirkaya - Varzene
 
© 2020 Bu sitenin tüm hakları Varzene Metal'e aittir. Hiç bir şekilde kopya ve taklit edilemez. Kopya ve taklit edilmesi durumunda hukuki yollara başvurulacaktır.